top of page

Fazla Mesai ve Angarya

  • Yazarın fotoğrafı: Av. Merve Hilal ÇIRKAN
    Av. Merve Hilal ÇIRKAN
  • 30 May 2022
  • 4 dakikada okunur

İş hukuku, işçi hakları, çalışma koşulları, işçi ücretleri, işçi sendikaları ve işveren-isçi ilişkileri ile ilgili konuları inceleyen hukuk dalıdır.4857 sayılı İş Kanunu her ne kadar hem işverenin hak ve ödevlerini hem de işçinin hak ve ödevlerini düzenlemiş olsa da bu düzenlemelerin işçi lehine olduğu ortadadır. Gerek Yargıtay kararları gerekse güncel iş hukuku mevzuatı ve doktrin bu durumu destekler niteliktedir. Devlet daha zayıf konumda olan işçiyi, parası ve gücü ile daha baskın konumda olan işveren tarafından maruz kalabileceği her tür angaryadan korumayı kendine ilke edinmiş ve düzenlemeleri de bu yönde yapmaya gayret göstermiştir. Fakat hala günümüzde bu haklarından bihaber olan birçok çalışan vardır ve bu çalışanların içerisinde beyaz yakalılarda azımsanmayacak kadar fazladır.


Bu yazımızda çok geniş kapsamlı olan işçi haklarının küçük bir bölümüne yani “angarya” ya değineceğim. Angarya genel sözlük anlamıyla ; “ Bir kimseye ya da bir topluluğa hiçbir ücret ödemeksizin ve zorla, baskı ile yaptırılan iş.” olarak tanımlanmıştır. Günümüzde angarya farklı şekillerde karşımıza çıkmaktadır. Bunlardan en çok yargıya intikal eden konu fazla mesai diye de adlandırılan fazla çalışmadır.4857 sayılı kanun m. 41’de haftalık 45 saati aşan her çalışmayı fazla çalışma saymıştır. Buna ilişkin uygulamayı ise Fazla Çalışma Yönetmeliği m 9/2’de “Haftalık 45 saati aşan fazla çalışmalar için işçinin onayının alınması gerekir. Bu onay her yılbaşında işçiden yazılı şekilde alınmalı ve işçi özlük dosyasına konulmalıdır.” şeklinde belirtilmiştir. 4857 sayılı yasaya göre her halükarda yıllık 270 saati aşan fazla çalışma yazılı izin dahi olsa geçersizdir Bu şekilde yapılan çalışmaları Yargıtay “angarya” olarak nitelendirmiştir. 4857 sayılı İş Kanunu 270 saati aşan çalışmaya zorlanan işçiye derhal ve tek taraflı olarak iş akdini feshetme, kıdem ve diğer ücret alacaklarını yasal yollardan talep edebilme imkanı tanımaktadır.


Yıllık fazla çalışma süresi 270 saati aşmayan çalışmalarda durumu çeşitli şekillerde ele alacak olursak ilk değinmemiz gereken 4857 sk. m. 63/2’de düzenlenen “denkleştirme çalışması” denilen daha çok sendikalı işyerlerinde sıklıkla uygulanan bir çalışma çeşididir. 63. maddeye göre “Tarafların anlaşması ile haftalık normal çalışma süresi, iş yerlerinde haftanın çalışılan günlerine, günde on bir saati aşmamak koşulu ile farklı şekilde dağıtılabilir. Bu halde, iki aylık süre içinde işçinin haftalık ortalama çalışma süresi, normal haftalık çalışma süresini aşamaz. Denkleştirme süresi toplu iş sözleşmeleri ile dört aya kadar artırılabilir.” denilmektedir. Bu madde de günlük 11 saatten haftalık maksimum 66 saat çalışma yasal kabul edilmiştir ve bu çalışma haftasına yoğunlaştırılmış iş haftası denilmektedir. Bu durumun ne kadar insani olduğu tartışması bir yana bazı işverenler buralarda belirtilen günlük ve haftalık maksimum çalışma saatlerini de aşmaya çalışmaktadır. Bu hiçbir koşulda yasal değildir ve yukarıda değindiğimiz üzere bu durum yine “angarya” olarak adlandırılmaktadır.



İkinci bir durum fazla mesai usulüne uygun yaptırılmış fakat buna ilişkin ücret ödemesi yapılmamıştır yahut yasada tanımlanan serbest zaman kullandırılmamıştır. Yargıtay kararları bu durumu da “angarya” olarak nitelendirmiştir.4857 sk m 41/2 ‘ye göre ,fazla çalışması bulunan bir işçi normal mesai ücretinin saat başına düşen miktarının yüzde elli fazlası şeklinde bir ücrete hak kazanmaktadır. Fakat fazla çalışma yapan işçi isterse, bu çalışmalar karşılığı zamlı ücret yerine, fazla çalıştığı her saat karşılığında bir saat otuz dakikayı serbest zaman olarak kullanabilir.İşçi hak ettiği serbest zamanı altı ay zarfında, çalışma süreleri içinde ve ücretinde bir kesinti olmadan kullanır.Bunun için işçinin işverene yazılı şekilde başvurması gerektiği ilgili yönetmelikte düzenlenmiştir.


Bahsettiğimiz bu hakları kendisine süresinde verilmeyen işçi iş sözleşmesini sona erdirebilir ve değindiğimiz gibi alacaklarını talep edebilir.Buna ek olarak işçi fazla çalışmaya ilişkin ispatını nasıl yapabilir sorusuna cevabımız şu şekilde olacaktır. Ödenmemiş fazla çalışma ücretleri, son ücret üzerinden değil, ait oldukları dönemlerin ücretleri üzerinden hesaplanmaktadır. Fazla çalışma yapıldığını ispat yükü, bunu ileri süren işçiye aittir. İşçi, ücret bordrosunda fazla çalışma sütununun boş olması halinde, her türlü delille iddiasını ispatlayabilir. Ancak, ihtirazi kayıt ileri sürmeden ücret bordrosunu imzalayan işçi, fazla çalışma ücretini almadığını veya eksik aldığını ileri süremez. Ücret bordrolarında fazla çalışma ya da genel tatil ücreti tahakkuku yapılmış ve ihtirazı kayıt konulmaksızın işçi tarafından imzalanmış ise bu miktarın üzerinde çalışma yapıldığının tanıkla ispatı mümkün değildir. Bu hususa özellikle dikkat edilmesi gerektiğini belirtmek isterim.


Yine yukarıda değindiğimiz hak ihlallerinde bir yaptırım daha düzenleyen 4857 sayılı iş kanunun 102/c maddesi; fazla çalışmalara ilişkin ücreti ödemeyen işçiye hak ettiği serbest zamanı altı ay zarfında kullandırmayan, fazla saatlerde yapılacak çalışmalar için işçinin onayını almayan işveren veya işveren vekili için kanunda öngörülen idari para cezasına çarptırılır demektedir.


Son olarak kimler fazla çalışmaya tabi tutulamazlar konusuna değinecek olursak 4857 sayılı İş Kanunu ve ilgili Yönetmeliklerde fazla çalışmaya tabi tutulamayacaklar belirtilmiştir;

1- Sağlık kuralları bakımından günde en çok 7,5 saat veya daha az çalışılması gereken işlerde fazla çalışma yapılamaz

2- Gece çalışmalarında olağan fazla çalışma yapılamaz Kadın işçilere ne sebeple olursa olsun, gece döneminde fazla çalışma yaptırılamaz

3- Kısmi süreli iş sözleşmesi ile çalıştırılan işçilere fazla sürelerle çalışma da yaptırılamaz.

4- 18 yaşından küçük olanlar fazla çalışma yapamaz.

5- İş sözleşmesi veya toplu iş sözleşmesi ile önceden veya sonradan fazla çalışmayı kabul etmiş olsalar bile sağlıklarının elvermediği işyeri hekiminin veya Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı hekiminin, bunların bulunmadığı yerlerde herhangi bir hekimin raporu ile belgelenen fazla çalışma yapamaz.

6- İş Kanunu’nun 88. maddesinde öngörülen Gebe veya Emziren Kadınların Çalıştırılma Şartlarıyla Emzirme Odaları ve Çocuk Bakım Yurtlarına Dair Yönetmelikte belirtilen gebe, yeni doğum yapmış ve çocuk emziren işçiler fazla çalışma yapamaz.


Görüldüğü üzere Anayasamız m 18 ‘de ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.4 ‘ te düzenlenen “angarya” yasağına İş kanunumuz ve ilgili yönetmeliklerle düzenleyici hükümler getirilmiş ve işçinin ezilen konumda olmasının önüne geçilmek istenmiştir. Denkleştirme çalışmasına ilişkin birçok eleştiri mevcuttur ve bunun en iyi çözümünün sendikalaşmak ve hakların iyileştirilmesi için mücadele etmek olduğunu ileri sürenler mevcuttur. Kanaatimce bence de en iyi yol işçilerin mağduriyetlerine yol açacak her konuda birlik halinde hareket etmesidir ve yasamanın en kısa zamanda denkleştirmeye ilişkin maddeyi iyileştirmesidir.


Emeğin sömürülmediği, adil bir düzen dileğiyle…



Av.Merve Hilal ÇIRKAN

 
 
 

Yorumlar


bottom of page