İstihdamda Türk Kadının Yeri
- Av. Merve Hilal ÇIRKAN

- 30 May 2022
- 3 dakikada okunur
Her yıl olduğu gibi bu yılda yaklaşan dünya kadın işçi hakları gününden evvel uzun zamandır içime dert olan bir yazı kaleme almak istedim.Size uzun uzun kadın haklarından söz etmek niyetinde değilim onu elbette yapacak sayın meslektaşlarım olacaktır.Ben size gerçeklerden söz edeceğim.Kendimden ,annemden ve etrafımda ki kadınlardan …Çalışan ,çalışmaya ,var olmaya çalışan kadınlardan söz edeceğim.
İlk olarak şişman ya da zayıf ,güzel ya da çirkin olun bir kadın olarak bir işe başlarken hep bu cinsiyetin dezavantajlarını çekeceksiniz.Misal 3.kişilerin çirkin ve şişman diye tabir ettiği kadınlar yaptıkları iş başvurularında , girişimlerde ,müşteri ilişkilerinde ve hatta insan kaynakları görüşmelerinde diğer kadına yani görece güzel ve zayıf kadına mağlup olacaktır(öyle hissettirilecektir) . Güzel ve zayıf kadın açısından durum ise aslında farksız değildir.Her başarısının arkasında insanların onun gerçekten başaramayacağı bir işi sırf fiziği ve kadınlığıyla hallettiği iması ve hatta direk söylemlerine maruz kalmak onun kaderidir. Bu durum neresinden bakarsanız bakın erkeklerin dünyasında hiç yaşanmamaktadır.
Kadın çalışan , atacağı her kariyer adımında önce çocuklarını ,eşini ,ailesini düşünmek ve sırtına yüklediği bu küfeyle karar vermek zorundayken erkek çalışanlar sapsız çöpsüz bir armut misali kariyer basamaklarını hızla tırmanmakta geride ilgisiz kalmış çocuklar ,kalbi kırık bir eş ,ihmale uğramış aile büyükleri ve hatta dostlar olduğunu da pek umursamamaktadır. Hayatın kadına biçtiği rol bu açıdan bakarsanız hiç adilane değildir. Çünkü siz bu kadını aynı sınavlara ,aynı mülakatlara tabi tutmakta başaramadığında başarısızlıkla suçlamakta (hatta kadının ne işi var bu işle diye küçümsemekte) başardığında ise başarısını giydiği kıyafet yahut sürdüğü ruja bağlamaktasınız. Bunu çok üzülerek söylemem gerekiyor ki bunu önce kadınlar kadınlara sonra da erkekler kadınlara yapmaktadır.
Çok sevdiğim eski bir sözde “ İnsanın insanın kurdudur” denmektedir. Ben bunu “Kadın kadının kurdudur” şeklinde değiştirmek istiyorum.
Bahsettiğim söylemler çalıştığım meslek gereği , avukat ,işletmeci, bankacı, milletvekili, akademisyen vb yükselmeye müsait kademe atlanabilen tabiri caizse kariyer meslekler de çalışan kadınlar için çok daha geçerli. Eğer siz milletvekili olan bir kadınsanız ,kibar ,oturaklı ,başarılı ,kadınsı, sert, otoriter vb sıfatların bir çoğuna layık görülürsünüz. En ufak hatanızda kadınlığınız ,anneliğiniz sorgulanır .Çok rahat bir şekilde birazda açık giyinen(tabirleri öyle) bir kadınsanız namusunuz söz konusu edilebilir. Eğer daha müteasıp giyinen (belki başörtülü) bir kadın beyaz yakalıysa annemiz gibi davranmasını ,çok konuşmamasını , etrafı çekip çevirmesini bekliyoruz.
Ben gerek Avukatlık gerek yöneticilik yaptığım alanlarda çalışırken erkeklerin profesyonel çalışma hayatında (A.Ş’ler ,holdingler vs.) ne kadar ezici bir üstünlüğe sahip olduğunu kadına biçilen rolün süs bebeğinden öteye gitmediği ,kadınların fikir ve beyanlarına önem veriliyormuş gibi yapılarak çocuk misali avutulduğunu gördüm. İstihdam oranlarına bakarsak bir çok şirketin yönetim kurulu üyeliğinde kadın üye görmeniz çok zordur. Eğer kariyer olarak iyi pozisyona gelmiş bir kadın görmüşseniz ilk yapacağınız yakıştırma babası yahut kocası vasıtasıyla bu pozisyona geldiği olacaktır ve belki devamında iftiraya kadar gidecek gönül ilişkileri dahi ima edilecektir.
Neden? Neden sevgili hemcinsim ? Neden sevgili karşı cinsim? Sizin kızlarınız ,karılarınız ,anneleriniz ,yeğenleriniz …biz başarmaya yetenekli değil miyiz? Başarıyı iç dinamiklerimizle elde edemez miyiz? Kadınların zekaları erkeklere oranlara daha mı kötü durumda? Kriz yönetimi erkeklerin daha çok başardığı bir durum mu? İnsan kaynakları yönetimini erkekler daha mı iyi yapıyor? Bir şeyleri yönetmek erkekler için çok daha mı kolay? Neden erkekli kadınlı bir toplantı da erkeklerin ezici gücünü hissediyorum? Bu sorulara tek bir cevabım var ; tabii ki kadının erkekten hiçbir eksik yanı yok..Ve hatta iddia ediyorum ki kadın isterse çok daha iyi kriz ve insan yönetebilir. Bir kadın bir ülkeyi bir erkekten daha iyi yönetebilir. Yeter ki dışarıdan gelen yargılayıcı seslere kulaklarını kapatabilsin. Yeter ki kendi içinde ki asıl gücü görebilsin, kullanabilsin…
Bu hususta daha çok söyleceğim söz var ama sizleri de sıkmamak adına kısa kesmeyi istiyorum. Diliyorum ki erkeklerin ezici gücünün hissedilmediği ,yönetimde söz sahibi ,kariyer sahibi ,kadınlığını ve anneliğini unutmamış ,unutmak zorunda bırakılmamış kadınların da gücünün hissedildiği meclisler , yönetim kurulu toplantıları görebiliriz. Dilerim kadını mavi yakaya mahkum etmiş beyaz yakaya layık görmeyen zihniyet çabucak değişir.
Saygı ve hürmetlerimle.
Av.Merve Hilal ÇIRKAN







Yorumlar